Hayatınızın Kontrolünü Elinize Alın, İpleri Başkasının Tutmasına İzin Vermeyin

Ana Sayfa Blog Kişisel Gelişim Hayatınızın Kontrolünü Elinize Alın, İpleri Başkasının Tutmasına İzin Vermeyin

Hayatınızın Kontrolünü Elinize Alın, İpleri Başkasının Tutmasına İzin Vermeyin

Hiç kendini hayatının yolcu koltuğunda oturuyormuş gibi hissettiğin oldu mu? Sanki araba son sürat bir yerlere gidiyor, manzaralar akıp geçiyor ama direksiyonda sen yoksun. Arabayı kimin kullandığını bile tam bilmiyorsun belki. Bazen annen, bazen baban, bazen eşin, bazen patronun, bazen de "el alem ne der?" diye kodladığımız o görünmez, devasa canavar... Araba senin, yolculuk senin ama rotayı hep başkaları çiziyor. Bazen bunun farkında oluyorsun, bazen de otomatik pilotta ilerliyor gibi farketmeden ilerliyorsun. Biliyorsun bir yerlerde bir terslik var, ama kontrolü nasıl eline alacağını da tam bilemiyorsun.

Tanıdık geldi mi?

Eğer geldiyse, derin bir nefes al. Yalnız değilsin. Çoğumuz, hayatımızın bir döneminde veya farkında olmadan uzun yıllar boyunca, hayat gemimizin dümenini bir başkasına teslim ederiz. Bu daha kolay gelir çünkü. Sorumluluk almaktan, yanlış bir karar verip kaybolmaktan, başkalarını hayal kırıklığına uğratmaktan o kadar çok korkarız ki, en güvenli liman gibi görünen "başkalarının kararlarına sığınma" tuzağına düşeriz. Oysa bilmeyiz ki, başkasının rotasında gidilen bir yolculuğun sonunda varılan yer, asla bizim hayalimizdeki topraklar olamaz.

Peki, ne yapacağız? Bu yolcu koltuğundan kalkıp kaptan köşküne geçme zamanı gelmedi mi? O ipleri nazikçe ama kararlılıkla geri alma vakti değil mi?

1. Fark Et ve Kabul Et: İpler Kimin Elinde?

Değişimin ilk adımı, her zaman inkâr perdesini aralamaktır. Dürüstçe kendine şu soruları sor:

  • En son ne zaman sadece kendin istediğin için bir şey yaptın?

  • Verdiğin kararlarda kimin onayını arıyorsun? Kimin gözüne girmeye çalışıyorsun?

  • Giydiğin kıyafet, seçtiğin meslek, oturduğun ev, hatta kurduğun hayaller... Ne kadarı gerçekten "sen"?

  • "Hayır" demen gereken birine, sırf onu kırmamak için kaç kez "Evet" dedin?

Bu soruların cevapları canını yakabilir. Belki de iplerin, hiç beklemediğin insanların elinde olduğunu fark edeceksin. Belki de en büyük ipin, geçmişte yaşadığın bir travmanın ya da içindeki o susmak bilmeyen "yetersizlik" korkusunun elinde olduğunu göreceksin. Önemli değil. Şu an önemli olan tek şey, durumu fark etmek ve suçlamadan, yargılamadan kabul etmek. "Evet, durum bu. Bugüne kadar böyle gelmiş." Sorumluluk alma duygusu, çoğu zaman korkutucu olabilir. Ama güzel haber şu ki, herkes öyle ya da böyle bu yolculuktan geçiyor.

2. Sorumluluğun O Tatlı Özgürlüğüyle Tanış

Başkalarını suçlamak, dünyanın en kolay ve en konforlu tuzağıdır. "Ailem izin vermediği için okuyamadım.", "Eşim destek olmadığı için o işi kuramadım.", "Şartlar kötüydü, ne yapabilirdim ki?" Bu cümleler bizi sorumluluktan korur ama aynı zamanda bizi kurban rolüne hapseder. Kurban olduğun sürece gücün yoktur.

Hayatının kontrolünü eline almak, suçlamayı bırakmakla başlar. Geçmişte ne yaşanmış olursa olsun, bugün yeni bir gün. O gün alınan kararların sonuçları bugün seni etkiliyor olabilir ama bugünden sonra ne olacağını belirleyecek olan tek kişi sensin. Bu, geçmişi yok saymak demek değil. Bu, geçmişin, geleceğini esir almasına izin vermemek demektir. Sorumluluk almak, "Evet, zor şeyler yaşadım ama şimdi bu deneyimlerle ne yapacağım?" diye sormaktır. İşte bu soru, esaretten özgürlüğe atılan ilk adımdır. İnsan ancak sorumluluğunu aldığı durumların özgürlüğünü yaşayabilir.

3. "Hayır" Demenin Kutsallığını Keşfet

Sınırlar, kendine duyduğun saygının dışa vurumudur. İpleri eline almanın en somut yolu, sınırlarını çizebilmektir. "Hayır" demek, bencillik değildir. "Hayır" demek, kendi zamanına, kendi enerjine, kendi ruh sağlığına "Evet" demektir.

  • Seni aşağı çeken o arkadaşının kahve teklifine "Hayır, bugün kendime vakit ayıracağım" de.

  • Üzerine yıkılan fazladan işe "Hayır, şu anki sorumluluklarıma odaklanmalıyım" de.

  • Seni dinlemeden sürekli kendi dertlerini anlatan o akrabana nazikçe bir sınır çiz.

Başta zor gelecek. Belki suçlu hissedeceksin. Belki insanlar sana bozulacak. Hatta "sen böyle değildin", "sen değiştin" gibi ifadeler kullanacaklar. Ama zamanla, her "Hayır" dediğinde omuzlarındaki bir yükün daha kalktığını, daha dik durduğunu ve kendi alanını yarattığını fark edeceksin. Ve seni gerçekten seven insanlar, sınırlarına saygı duyacaktır. Duymayanlar ise... Belki de hayat geminde olmaları gerekmeyen yolculardır.

4. Kendi Pusulanı Bul: Değerlerin Ne?

Başkalarının rotasında gitmek kolaydır, çünkü rota bellidir. Kendi rotanı çizmek içinse bir pusulaya ihtiyacın var. O pusula, senin değerlerindir. Seni sen yapan, ne pahasına olursa olsun taviz vermeyeceğin şeyler...

Bir kağıt kalem al ve düşün. Senin için en önemli şeyler ne? Dürüstlük mü? Özgürlük mü? Yaratıcılık mı? Huzur mu? Aile mi? Macera mı?

Bu soruların cevaplarını hemen veremezsen korkma. Başlangıçta büyük bir boşlukla kaplanabilir zihnin. Ama üzerinde düşündükçe ve çaba harcadıkça cevaplar da netleşecektir.

Bu değerleri belirlediğinde, artık kararlarını onlara göre vermeye başlarsın. Bir iş teklifi geldiğinde parasına değil, "Bu iş benim dürüstlük ve huzur değerimle uyuşuyor mu?" diye sorarsun. Bir ilişkiye başlarken, "Bu insan benim özgürlük ve macera değerime saygı duyuyor mu?" diye bakarsın. Değerlerin, senin en sadık danışmanın, en güvenilir yol göstericin olur.

Sonuç Olarak...

Hayatının direksiyonuna geçmek bir gecede olmaz. Bu, kas gibi geliştirilen, her gün pratik gerektiren bir yolculuk. Bazen yorulup direksiyonu yine bir başkasına vermek isteyeceksin. Bazen fırtınalar çıkacak, yolunu kaybedeceksin. Hepsi normal.

Önemli olan, her düştüğünde yeniden o kaptan köşkünü hatırlamak. Kendi hayatının lideri olma gücünün içinde bir yerlerde, küllenmiş bir ateş gibi yandığını bilmek.

Bugün küçük bir adımla başla. Akşam ne yiyeceğine başkasına sormadan, sadece sen karar ver. Yarın, izlemek istediğin filmi sen seç. Ertesi gün, uzun zamandır ertelediğin o hobi için 15 dakika ayır.

Her küçük karar, eline aldığın bir iptir. Ve iplerin tamamı senin elinde olduğunda hissedeceğin o özgürlük, o güç ve o huzur... İnan bana, denemeye değer her şeyden daha kıymetli.

Sevgiyle kal. Ufuk seni bekliyor.

MİNE KANDAZ